Milliyet - 9 Kasım 1997
'Popun malzemesi tükendi'
Uzun süren çabalardan sonra 'Ağustos 1996' adlı albümün ancak çıkarabilen 'ozan şarkıcı' Gökalp Baykal popun, etnik müziğin önünü tıkadığı inancında.
Müzikleri, bakış açıları ve toplumsal değerler yönelttikleri eleştirilerle, bir dönem gençliğini büyük çapta etkileyen Bob Dylan, Neil Young, Lou Reed gib şarkıcılar "ozan" olarak değerlendirilirdi. Ülkemizde bu akımın Cem Karaca, Moğollar, Bülent Ortaçgil, Barış Manço gibi örnekleri oldu. Müzikten başka şimdiye kadar gazetecilik, mimarlık, yazarlık gibi birçok uğraşta bulunan Gökalp Baykal da günümüzde bu çizgide değerlendirilen sanatçılardan biri.
Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Yüksekokulu mezunu 38 yaşındaki Gökalp Baykal'ın müziğe olan ilgisi hobi olarak belirmiş. Bir süre mimarlık yapmış, bilgisayar ve inşaatla ilgili bazı teknik dergilerde çalışıp yazı işleri müdürlüğü ve yayın yönetmenliğine kadar yükselmiş. "Ama bu arada müzik hep vardı" diyor.
Sürekli yazdığı şarkıları bir düzene koymak gerektiğini düşündüğünde, 1986'da ilk demo kasetini yapmaya karar vermiş. Ama o zamanlar rock müziğinin Türkiye'de pek yaygın olmaması nedeniyle kaset piyasaya sürememiş. O da çift kaset çalarlı bir teyple bu kaydı çoğaltıp, öyle dağıtmış. 1992'de bir demo albüm daha yapmış.
Gökalp Baykal'ın yaptığı bir diğer çalışma da ünlü şairlerin şiir plaklarına müzikler eklemek. İngiliz şair Dylan Thomas'ın şiir okumalarının yanı sıra De Gaulle'ün nutuklarına da melodileriyle eşlik etmiş. Tüm bu çalışmalar bir demolar zinciri halinde uzun süre gitmiş.
Sonra kafasında ciddi bir albüm yapma fikri belirmiş. Zaten hazır olan parçaları, arkadaşı Sabih Cangil'in 8 kanal teybinde demo olarak kaydetmişler. Sonucu birkaç firmaya götürmüş ama olumlu yanıt alamamış. Sonra Kod Müzik'ten bir öneri gelmiş. İşin ilginç yanı Kod Müzik'in demo kaydını dinleyip beğenmesi ve albümü o şekilde basmak istemesi. Ufak düzeltmelerden sonra albüm basılmış. Resmi olarak da 27 ekimde piyasaya çıkmış.
Albümden "Yıllar Boyunca" adlı parçaya çektikleri klip de, albümün hazırlanışıyla aynı kaderi paylaşıyor. Gökalp Baykal klibi tamamen kendi imkanlarıyla evinde çekmiş. Gökalp Baykal kendini stil olarak yukarda bahsettiğimiz ozan şarkıcı geleneği içinde değerlendiriyor. Ama yalnızca o isimlerle anılmayı da doğru bulmuyor. Onlardan esinlendiğini ama Türkiye'nin de çok eski bir ozan geleneğine sahip bir ülke olduğunu, ilk önce bu birikimin kendisini etkilediğini söylüyor. "Yaptığım müzik enstrümantal olarak farklı olabilir ama ozanlarımızın anlattıklarıyla benim anlattıklarım büyük paralellik taşıyor," diyor. Albümü, yıllar boyunca edindiği deneyimleri aktardığı bir şarkılar bütünü olarak görüyor.
Amacı yalnızca bu tür müziği sevenlere değil, birçok insana ulaşmakmış. Bunda başarılı olacağını umuyor. Bülent Ortaçgil'i sadece rock dinleyenlerin değil birçok insanın dinlemesini örnek olarak veriyor. Müziğini duyurmak en büyük hedefi ve bunu gerçekleştirmek için de elinden geleni yapacağını söylüyor. İlk olarak küçük bir web sayfası planı var. Konser vermek için şimdiden girişimlerde bulunmaya başlamış. Önce İstanbul'da, sonra da ulaşabileceği her yerde sadece tek gitarla konserler vermeyi düşünüyor.
Baykal'a göre son zamanlarda etnik müziklerin öne çıkmasının sebebi, pop müziğin geçici olarak malzemesinin tükenmesi. "Çünkü hiçbir zaman etnik müziklerin pop müzik kadar öne çıkmasına izin verilmedi," diyor.
Şu sıralar, çıkartacağı ikinci albümünün kayıtlarını bitirmiş olan Baykal müzikten para kazanmayı ummuyor. Zaten bugüne kadar da pek bir şey kazanmamış. Amacı yaptığı müziğin Türkiye'de yaygınlaşmasına katkıda bulunmak. Şimdiye kadar Bob Dylan üzerine yazdığı iki araştırma kitabı haricinde bilgisayarla ilgili de dört kitap yayınlamış. Bu nedenle kendini müzisyenden çok bir yazar olarak görüyor.
Efkan Kula



