Radikal Kitap - 26/09/2003

Altay Öktem

Kırmızı Bir Gitar BOB DYLAN

'Bob Dylan' kitabı sayesinde 60'ları hatırlıyor ve içine düştüğümüz duruma, kendimize bir kez daha acıma fırsatını elde ediyoruz
Konumuz, 1960'lı yılların başından itibaren, yani kırk yıldan fazla hiç boş durmamış, 31'i stüdyo kaydı olmak üzere toplam 47 albüm yayınlamış bir sanatçı desem, kimse Robert Allen Zimmerman'dan söz edeceğimi tahmin bile edemez.
Robert Allen Zimmerman adını Bob Dylan olarak değiştirmişti ama bu konuda da her zamanki tavrını sürdürmüş, kendisiyle yapılmış söyleşilerde birbirinden çok farklı gerekçeler ileri sürmüştü. En ilginci de, Dillon adında bir amcası olduğu ve Dylan'ın Dillon'dan bozma bir isim olduğun iddiasıdır. Oysa değil amcası, bu isimde tek bir akrabası bile yoktur. Babasının mesleği konusunda da kimi zaman kimyacı, kimi zaman da madenci, elektrikçi demiş, bu arada öksüz olduğunu da iddia etmiştir. Doksanlı yılların en ilginç, en renkli kişiliklerinden biriyle karşı karşıyayız. Zaman zaman eleştirilen, hatta yerin dibine batırılan, sansasyonlar yaratan biriyle. Diğer yandan, ödün vermeden, acımasızca en ince noktasına kadar toplumu incelemiş, günümüz insanını ayrım gözetmeden anlatmış bir sestir Dylan. Gökalp Baykal'ın da vurguladığı gibi pop (ya da rock) şarkılarının formatını zenginleştiren, şarkıların suya tirit olmayabileceğini kanıtlayan, asla 'halk bunu istiyor' diye üretmemiş biri Dylan. Kısacası, folk kültürünün dinamizmini entelektüel kültüre aşılamış biri.
"Ben kaosu kabul ediyorum, acaba o da beni kabul ediyor mu?" diye soran Dylan'ın şiirlerinde özellikle kentsel imgeler, kent yaşamının doğurduğu düş kırıklıkları dile getirilirken, şiirleri İngiliz ve Amerikan edebiyatının belirgin etkilerini de taşır. Olgunluk dönemi eserlerinde ise belirgin biçimde Edgar Allen Poe etkisi görülür. Gerek biçim gerek içerik açısından Arthur Rimbaud şiirinden de etkilenmiştir. New York'a gidişinden itibaren de Beat şairi Allen Ginsberg etkisi görülür şiirlerinde. Bunlar işin şiirsel yanları.. Elbette müzikal anlamda da eşi az bulunur bir sanatçıdır Dylan. Gökalp Baykal "60'lı yılların başında yıllardır belirli bir raya oturup yolunu almakta olan müzik trenine makas değiştirtmiştir." diye açıklıyor Dylan'ın müziğini. Folk, blues ve rock'n roll müziklerini ustaca birbirine karıştırıp yeni armoniler geliştiren Dylan, blues kalıplarını kırarak mısraları dilediğince serbest kullanmış, rock'n roll'daki yedili akorların çizdiği sınırı kaldırmış, folk ezgilerini gerektiğinde iki kat hızlı çalmış, kısacası bir devrime imza atmıştı.
Gökalp Baykal bu kapsamlı çalışmasıyla Bob Dylan'ı her yönüyle tanıttığı gibi, yayınlanan tüm albümlerinin içeriğini, dikkat çekici ve çağına damgasını vurmuş şarkı sözlerini, kendisiyle yapılmış söyleşileri çok yakınımıza, elimizin altına getiriyor. Bununla da kalmıyor; Bob Dylan'dan yola çıkıp dünyaya açılıyoruz ve bu kitap sayesinde 60'lı yıllardan günümüze yaşanan toplumsal değişimleri, beğenileri, kavgaları, mücadeleleri, aşkları yeniden hatırlamak, ele almak ve - belki de - içine düştüğümüz duruma, kendimize bir kez daha acıma fırsatını elde ediyoruz.
Şu anda Bob Dylan'a baktığımızda 10, 12, 13, 14, 15, 15.5, 17 ve 18 yaşlarında evden kaçan, sonuncusu hariç her seferinde yakalanıp geri getirilen bir çocuğun 62 yaşındaki halini mi görüyoruz, yoksa yalnızca şarkı söylemeyen, lirikleriyle de eleştiren, sarsan, yerden yere vuran ama her zaman anlatacak bir öyküsü olan bir şairi mi?
Sanırım ikisi de doğru. Ama en doğrusu şu: Bob Dylan'ın tek sahip olduğu şey kırmızı bir gitardı, bir de üç akor ve içtenlik. Asıl şanslı olansa biziz; tek sahip olduğumuz şey Bob Dylan ve onun gibi üç beş kişi daha. Onlarla aynı yeryüzünü paylaşmak yeter de artar bile!
Gökalp Baykal, Everest Yayınları, 2003, 504 sayfa, 19 milyon lira.