Virgül / Kasım 2003

Bülent Tanatar

BOB DYLAN: ROCK&ROLL’UN TAÇSIZ RIMBAUD’SU

Gökalp Baykal’ın BOB DYLAN kitabı müzikal ayrıntıyı öne çıkaran özgün dili ve sırası geldiğinde çatır çatır kabuğundan çıkan belgesel tadındaki dolgu metinleri (söyleşiler, şarkı sözleri), dipnotları ve meâlleriyle, kısaca bütünsel tasarımıyla (görsel malzemeyi unutmadan) kendi alanında kayda değer bir eser. Ne mutlu ki, günümüz Türkiye’sinde artık her nabza göre, henüz az şekerli de olsa, şerbet bulunabiliyor. Sırf matbuat olarak bakacak olursak, meselâ ulusal basında son yıllarda göze çarpan aşırı şahsî, ama mükemmelen entelektüel köşe yazılarını artık kitap kategorisinde, ne bileyim, Mecuzilik, kadın matematikçiler, tarihsel çizgi roman, vs. gibi olağan ötesi konularda telif çalışmalar takip ediyor.
Müsaadenizle, ben Gökalp Baykal’ın BOB DYLAN adlı kitabını bu kabil denemelerden sayacağım.
Ne de olsa, yaşı kırkı bir süredir geçmiş olan bendeniz, malum kitap yazarının malum konu mankenini 1989’da “İstanbul’da bir gece” izlemeye gelen “5.000” seyirciden, sözüm meclisten dışarı, Bob Dylan’ı “Blowin’ in the Wind” dışında tanıyan (Paul Simon’ı “Sound of Silence” dışında tanıyan gibi) bir tekiyle bile ömr-ü hayatımda karşılaşmadım. Abartıyorum tabii. Eee, ne derler: Teşbihte hata olmaz.

Neyse, palavrayı bırakıp sadede gelecek olursak, Gökalp Baykal, 40 yılı aşkın bir müzik kariyerini hâlâ soluğu kesilmeden sürdüren bu folk-rock&roll-blues arakesitinin, özetle II. Cihan Harbi sonrası Amerikan (kuşkusuz Superman’in “I’m an American’ı, yoksa Brezilya burada kel alaka, Dylan’da bossa nova yoktur) popüler müziğinin bu en yetenekli ve en yaratıcı haşarı ihtiyar delikanlısını hafiften deşifre etmek için elinden gelen gayreti göstermiş ve sonuçta ortaya hayli hacimli (kırpıldıktan sonra geriye kalan), okul çocuğu deyimiyle, tuğla gibi işbu kitap çıkmış. Kitap Dylan’ın bütün albüm, kitap ve filmlerini kronolojik sırayla analiz edip yorumlamakla kalmayıp bir sürü çıkma ve araya girmelerle özgünlüğünü ve zenginliğini ortaya koyuyor. Hayli hassas bir elekten süzülerek geçen bilgi [enformasyon] tayfı yalnız Dylan’ın ne menem bir müzisyen olduğunu değil, aynı zamanda nasıl bir adem olduğunu da ele veriyor. Kuşkusuz kitabın uzun girizgâhı Dylan’ın yaptığı müziğin kuşbakışı yöntemiyle koordinatlarını verse de, onu müziğiyle asıl yerli yerine oturtma çabası kitabın satır aralarında, kâh bir meslektaşının şöyle böyle deyişinde, kâh bizzat kendinin nadir açık sözlü mülakâtında gizli. Kitabın, elinde olmadan, en büyük handikabı okuru sesli kayıt desteğiyle donatmaması. Ama bunu iyi tarafından alıp, bir kışkırtma da kabul edebiliriz.
Gerek müzisyen gerekse izleyici olsun folk, country, blues ve rock’n’roll hayranları nezdinde haklı bir saygınlık kazanmış olan bu usta müzisyeni daha yakından tanımak isteyenler için elimizdeki kitap gerçekten bir rehber niteliğinde. Woody Guthrie’nin dahli, Tarantula’nın (Dylan’ın yegâne kitabı) fantasmagorik uçuşu, Joan Baez’le olan gizemli (varan 1) ve hor (varan 2) aşnafişne, motosiklet kazası ve Basement Tapes’le kaybettiğimiz yıllar, yıllar sonra çıkagelen Bootleg’ler ve Rolling Thunder Revue ve dinlemekle bitmez Travelling Wilburys... Bütün bu bilmeceler ve örümcek ağları kitapta bir bir deşilmiş ve deşifre edilmiş. Ama yine de as’lolan müziğin kendisiyse, bütün albümler kocaman aralanmakla kalmamış, hit olmuş olmamış bütün kayda değer şarkılar (albüm artakalanları dahil) ve etraflarında dolanan onlarca atıfları (bunları sıralamak ve aralarındaki bağıntıları kurmak için kitabı yeniden yazmak gerekir, dolayısıyla okurları hafife almadan bu hakkı/şansı onlara tanıyalım) zapta geçirilmiş. Gökalp Baykal’ın dem vurduğu gibi, o rock müziğinde “makas değiştirmiş” bir müzik (kendisi buna dansı da ekliyor) adamı. Ve yaşı tutup da onunla yolu kesişmemiş bir müzik adamı (kimler onu/onunla söylemedi ki!?) yok gibi. Ben bence makbul birkaç isim sayayım dedim mi bile liste alıp başını gidiyor: Jimi Hendrix, Johnny Winter, Bryan Ferry, George Thorogood, Eric Clapton, George Harrison, Van Morrison, Ron Wood, John Mellencamp, Rolling Stones, C.J. Chenier, Joe Louis Walker... Meşhur Led Zeppelin’in efsanevi solisti Robert Plant onun (Neil Young’ı da işin içine katarak) verimi konusunda kafa yorduğunda, “bunlar hiç maç filan seyretmiyorlar mı?” diye boşuna sormuyor.
Gökalp Baykal Bob Dylan adının çağrıştırdığı hemen bütün soyut ve somut imgeleri, simaları, müzik türlerini, coğrafyaları, dilleri (burada Hugues Aufrey’i, yani Fransızcayı analım isterseniz) için için işleyerek biz 1960’lı, 70’li, 80’li, 90’lı yıllarda bu müziğe kulak kabartanlara ve şimdiki zamanda buna kucak açanlara yazılı bir ziyafet sunuyor. Çıkarmış olduğu, ne yazık ki fark edilmeden geçen, birkaç harika Rock&Roll albümünden ve diğerlerinin yanısıra Roll’daki yazılı ifade kabiliyetine sahip müzisyen edasıyla yazdığı eşsiz albüm kritiklerinden tanıdığımız Gökalp Baykal Rock&Roll’un bu bütün taçları reddetmiş Rimbaud’sunu bize kendi (lakonik deyiş benim; tabiî ki hem Gökalp Baykal’ı, hem Bob Dylan’ı kastediyorum) diliyle tanıttığı için samimî bir teşekkürü hak ediyor.
Gökalp Baykal, BOB DYLAN, Everest Yayınları, 2003, xxvi + 504 s.