 |
Radikal - 3 Ocak 1998
Türk tangosu gibi rock
Gökalp Baykal ismini bilenler vardır. Yazdığı iki Bob Dylan kitabından ve evde kaydedip çoğaltarak dağıttığı 'under-ground' albümlerinden. Geçtiğimiz ay Baykal'ın ilk stüdyo çalışması yayımlandı: 'Ağustos 1996'. Gökalp Baykal, bazı şarkılara 'konuk şarkıcı' olarak katılan Kayhan Yavuz ile birlikte yine evde kaydetmişler albümü. Aslında amaç, daha sonra stüdyoda daha profesyonel bir kayıt yapmakmış, ancak malum sebeplerle gerçekleşmemiş. Kod Müzik ise bu haliyle yayımlamayı teklif etmiş, albüm şimdi müzikseverlerin hizmetinde.
Gökalp Baykal profesyonel bir röportajcı değil, onunla ancak sohbet ediyorsunuz, ki ikisi arasında hayli fark vardır. Uzun uzun oturup plaklardan, eski yeni müzisyenlerden, yazarlardan, hayattan, eski gruplardan, Aqua, Ra ve ille de Hardal'dan konuştuk.
"80'lerin başındaki Aqua, Hardal, Ra daha sonra çıkan Meridyen çok iyi gruplardı. 12 Eylül sonrası gençlik depolitize olmuştu ama herhangi bir sanat olayını sanılanın aksine politikanın uzağında düşünmek olası değil. Aktif, sert bir politiklik içinde değildik ama bu grupların kurulması ve konserlerin yapılması son derece politik tavırlardı. Gerçek anlamda ilk rock'n roll grubu ise bence Hardal'dır".
Roll'u olan bir rock yapıyor Gökalp Baykal. 38 yaşında ama 'ölmek için de rock'n roll için de genç'. Bir de Türk tangolarına hayran: "Secaattin Tanyerli, Fehmi Ege, Esin Engin gibi tango yapanları severim. Bir form oluşturabilmişler. Ne sözler, ne kullanılan armoniler Arjantin tangosuna benziyor. Çok farklı ve çok güzel. Türk tangosu diye bir şey var yani. Türkiye'de rock'n roll müziği yapanların da bu ülkedeki insanların duygu ve düşüncelerini yansıtması gerekir. Bir nevi Türkiye rock'n roll'u yapılmalı. Aşık Veysel'in "Güzelliğin on para etmez bende ki bu aşk olmasa" sözü gibi söz yazabilmek lazım. Burada anlatılacak çok öykü var."
Serkan Seymen
|