Pişman Olacaksın (13/6/2000)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Bir gün sen de pişman olacaksın
Bir gün sen de pişman olacaksın
Yaptıkların yanına kalmaz göreceksin
Gençliğinden çok uzakta
Gençliğinden çok uzakta
Hiç kimse yolunu bilmez
İzini bilmez
Adını olmayan bu şehirde
Ve orada yalnız kalacaksın
Ve orada yalnız kalacaksın
Hiç kimse kapını çalmaz
Telefon etmez
Mektup atmaz, alışacaksın
Sen onlara tepeden bakacaksın
Sen onlara tepeden bakacaksın
Hiç kimse adını bilmezken
Elini sıkmazken
Yüzüne bakmazken, şaşacaksın
Bir gün sen de pişman olacaksın
Bir gün sen de pişman olacaksın
Yaptıkların yanına kalmaz göreceksin
Hiç Anmadım (1997)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Yollar gördüm, üstünde yürünmez
Bir mevsim gördüm, dışarıda durulmaz
Bir yıldız kaydı
Bir dilek tuttum
Ve bir daha adını hiç anmadım
Kentler gördüm, içinde yaşanmaz
Bir köprü gördüm, üstünden geçilmez
Bir deprem sanki
Hepsi yerle bir
Ve bir daha adını hiç anmadım
Sesler duydum, kulaklar dayanmaz
Bir film gördüm, içim kaldırmaz
O günden beri
Kapım hiç çalmadı
Yine de adını hiç anmadım
Gün olur yolun düşer
Geçersin sokağımdan
Diline hep takılan o şarkıyı mırıldan
O zaman belki
Açılır pencerem
Kokunu alırım çok uzaktan
Çelişki (18/12/1997)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Son sevgilin ilk düş kırıklığın olduysa
İlk sözlerin, son çaresiz çırpınman var ya
Son günlerin moda deyimiyle tam bir olaysa
Unut gitsin, kaldır rafa
Bugünü yaşa, doya doya
Bir gün gelip de çok geç olmadan
Güzellikler ayaklar altında süründü
Çirkinlikler günden güne bir bir tırmandı
Hiç gündemden düşmeyen sıradan küçük olaylardı
Hiç unutma, tut masanda
Yarını düşün, dünü unutma
Bir gün gelip de çok geç olmadan
Bir çelişki düğüm düğüm etmiş beynimi
Çok çeşitli yüzlerde buldum hep kendimi
İşin içinden gel bakalım bir çık, kolay mı
Hiç zorlama, üstüme varma
Kışkırtır yaşam, her gün yeni baştan
Bir gün gelip de çok geç olmadan
Bir Yaz Sonu (Ağustos 1989)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Artan bir hüzün çökmekte üstüme
Bak artık yaz bitti, sıcak geceler de
Kumsal sessiz, yalnız bir kaç aşık
Çekeklerde toplanmış tekneler birer birer
Ürkek bir esinti sarar bedenimi
Kum tanecikleri dalgın gözlerimde
Güneş son defa gösterir de yüzünü
Koşturur peşi sıra uzak denizlerin
Bakarsın birden kararmış gökyüzü
İlk yağmur damlasını duyarsın teninde
Islak tanecikler sarar bedenimi
Yapışmış saçlarım dolanmış yüzüme
Bir ağaç altı korur beni bir an
Ardından vakti gelir azgın sağanakların
Gökyüzü bugün yolcu eder gibi
Gürleyen toplarıyla yazın son gününü
Bir şimşeğin gelir o an yanan çığlıkları
Son bir veda gibi kanar bulutlarda
Yaz bitişinin hüznü sarmış bedenimi
İçimde yalnızlık kapımda Sonbahar
Bir İş Bir Eş (13/6/2000)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Herkesin olmuştur çocukluk düşleri
Bir kayıp gezegeni ve uzay gemileri
Bugün göze göz
Bugün dişe diş
Büyüdün ve hayallerin artık çok farklı
Bir iş, bir eş
Bir ev, bir otomobil
Sallanan koltuğunda
Televizyonun karşısında
Bir iş, bir eş
Bir ev, bir otomobil
Sallanan koltuğunda
Televizyonun karşısında
Herkesin olmuştur masum yalanları
Yırtılmış kitapları, bozulmuş oyunları
Bugün göze göz
Bugün dişe diş
Büyüdün ve yalanların artık çok farklı
Bir iş, bir eş
Bir ev, bir otomobil
Sallanan koltuğunda
Televizyonun karşısında
Herkesin olmuştur çocukluk aşkları
Hiç koşulsuz sevgi, ilkokul sıraları
Bugün göze göz
Bugün dişe diş
Büyüdün, aşkların şimdi çok farklı
Bir iş, bir eş
Bir ev, bir otomobil
Sallanan koltuğunda
Televizyonun karşısında
Eşin, işin
Evin ve otomobilin
Sıradan Bir Gün (1989)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Saatin zili çalar
Sokağa fırlarım hemen
Gözümü açana değin
Sallanırım ortalıkta
Çayımı başıma dikip
Dökülürüm yollara
İtiş kakış otobüste
Bata çıka kaldırımda
Çekilir mi söyle söyle
Her gün böyle tekdüze
Çekilir mi her gün böyle
Bir öncekinin aynı
Masa başı saat dokuz
Telefon çalar hemen
Uçuşur kağıtlarım
Uğuldar kulaklarım
Yemeğe on iki otuz
Çay molası iki otuz
Gözüm hep saatimde
Altıdan sonra yokuz
Çekilir mi söyle söyle
Her gün böyle tekdüze
Çekilir mi her gün böyle
Bir öncekinin aynı
Kapıyı açana değin
Son gücümü kullanırım
İki lokma atıştırıp
Koltuğa yığılırım
Bazen de televizyonu açarım
Sızarım karşısında
Kimseler uyandırmaz
Saati kurmuşum ya
Çekilir mi söyle söyle
Her gün böyle tekdüze
Çekilir mi her gün böyle
Bir öncekinin aynı
Gizli Saatlerde (1990)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
İstemezdim sisler çöksün
Böyle uzaktan gelen o gözlere
İstemezdim hiç üzmeyi
Bir an için unutsan tüm geçmişi
Yılları değil günleri
Ve hatta saatleri
Beklemezdim yolum düşsün
Soğuk bir kış günü ıssız sokaklara
Üşümezdim, ıslanmazdım
Çekilmiş zırhıma sıcak odamda
Yağmur değil korkutan
Rüzgarın uğultusu
Çok istedim yıllar boyu
Haykırmayı coşkuyla insanlara
Sonunda hep fısıldadım
Baş başayken o gizli saatlerde
Gerçeği değil, aslında
Duymak istediklerini
Demir Almadan (7/10/2000)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Yeni baştan başladım
Bir uykudan uyandım
Yeni yüzler, insanlar
Yürüdüm sokaklarda
Her şeye rağmen bu limandan
Demir almadım
Kaç yıldır uyumadım
Kaç yıldır sevmedim
Gerçekten hiç gülmedim
Hiç dost edinmedim
Her şeye rağmen bu limandan
Demir almadım
Bir sonbahar akşamında
Anlamsız bomboş bakışlarla
Bak yıllar nasıl geçmiş
Bak unutmuşum her şeyi
Ararken umutsuzca seni
Kıyıda bir banktayım
Islanmış botlarımla
Gözüm hep rıhtımda
Sarınmışım paltoma
Dalgalar ve rüzgar
Üstümde poyrazlar
Sesini duysam yeter
Yarın sabah bu limandan
Demir almadan
Uykum Kaçtı (18/12/1997)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Bir bir örttüm panjurları
Tek tek saydım koyunları
Gazeteler çoktan bitti
Tüm dergiler tükendi
Yılın en uzun gecesinde
Uykum kaçtı yok yere
Yağmur yağmış, batmış sokak
İş peşinde kediler ıslak
Çöp tenekesini karıştıran
Bir berduş kafa kıyak
Yılın en uzun gecesinde
Uykum kaçtı yok yere
“Bu duruma kanma
Konuyu saptırma
Onların halini senden
Daha kötü sanma
Uykun kaçmış gelmez bir daha”
“Bu duruma kanma
Gerçeği saptırma
Kendi halini onlardan
Daha iyi sanma
Uykun kaçmış gelmez bir daha”
Döndüm durdum üç dört saat
Sağdan sola, soldan sağa
Beni bekleyen zor günün
Sabaha karşı beşinde
Yılın en uzun gecesinde
Uykum kaçtı yok yere
Belki O Zaman (1988)
Söz Müzik: Gökalp Baykal – Nijad Sirel
Hiç yararı yok
Hiç yararı yok
Kurduğum düşün
Yazdığım şiirin
Yok yararı yok
Hiç yararı yok
Buz gibi yine yatağım
Gel de gör nasıl sürermiş
Yalnızlık insanın izini
Yüz de gel buzların içinden
Belki o zaman güler yüzüm
Hiç anlamı yok
Hiç anlamı yok
Verdiğim sözün
Ettiğim yeminin
Yok anlamı yok
Hiç anlamı yok
Bu akşam yine neredeyim
Gel de gör nasıl geçermiş
Bunca yıl ışıksız, karanlıkta
Çal da gel güneşi gökkuşağından
Belki o zaman güler yüzüm
Hiç önemi yok
Hiç önemi yok
Edilen sözün
Kırılan kalbin
Yok önemi yok
Hiç önemi yok
Bir yığın yalan ve telefon
Gün gelir alışır insan
Hafifler kuş gibi ve mutlak hür
Bir martının kanatlarıyla süzülür
İşte o zaman güler yüzüm
Kaldırımda (19/7/1999)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Görmedim, duymadım
Sezmedim kimseyi
Görmedim, duymadım
Sezmedim hiç kimseyi etrafta
Gece dönerken ansızın çıktı karşıma
Yola park etmiş araçların arasında
Donmuş parmakları yapışmış çamurluğa
Islak ceketiyle kaldırımda
Her Zaman Bir Şarkı (1996)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Herkes geçer bu yaştan
Herkes yürür bu yoldan
Bir an gelir yiter anlamlar
Ve toplanır yelken
Ne kadar yorulsan da
İçin burulsa da
Her zaman dilinde
Bir şarkı olsun
Kurulmamış bir hayal
Okunmamış bir kitap
Yazılmamış bir mektup olur
Bekler bizi yaşam
Ne kadar yorulsan da
İçin burulsa da
Her zaman dilinde
Bir şarkı olsun
Bir albümde unutulmuş
Soluk bir fotoğraf gibi
Sisler içinde bu kent artık
Yolun düşen bugün
Ne kadar yorulsan da
İçin burulsa da
Her zaman dilinde
Bir şarkı olsun
Görmedim, duymadım
Sezmedim hiç kimseyi etrafta
Gaipten gelen sesleri dinlemişti
“Yaşam oyun değil gerçeğin ta kendisi”
Eskiyi yıllar önce ebediyen silmişti
Çoktan çözmüştü evreni
Görmedim, duymadım
Sezmedim hiç kimseyi etrafta
Şimdilik bir “köpek öldüren” parası
“Yarın olsun bir sabah kahvaltısı”
Birkaç eski giysi belki de bir palto
“Elbet yağmur diner inan bana”
Görmedim, duymadım
Sezmedim hiç kimseyi etrafta
O sabah erken buldum onu yine kapımda
Yarılanmış şişesi hâlâ koynunda
Dikmiş gözlerini olmayan yarınlara
Kanlar içinde kaldırımda
Kanlar içinde kaldırımda