Yolun Sonunda (1 Ekim 2003)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Varmışız yolun sonundayız
Suskunuz, üzgün ama sakin
Her an gözümden yitecekmiş gibisin
Her şeyi konuşmadık henüz
Biz daha yolun başındayız
Kalmışsın hayal aleminde
Düşler ülkesinde bir tutsak
Sisler içinde kaybolup gitmektesin
Gerçeği bilmiyorsun henüz
Biz daha yolun başındayız
Gün doğmadan düşüp yola uzaklaşsak
Unutsak bu kenti
Güneş battığında, uzaklarda
Saklı vadinin yamacında
Geçip de durmuşsun karşımda
Tepeden dereye rüzgar sesleniyor
Sözcükler tükenmedi henüz
Biz daha yolun başındayız
Biz daha yolun başındayız
Biz daha yolun başındayız
Sürgünden Gelen Gemi (1981)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Oturmuşum da sahil yolunda
Gözlerim martıları
Hep bir ağızdan şarkı söylerken
Sanki sorar gibiler
Nerede eski dostların
Nerede bir günlük aşkların
Kim bilir nasıl yitti
Sürgünden gelen gemi
Bir ıssız koyda yürür giderim
Saçlarım sis içinde
Şafak sökerken çığlıklar başlar
Ulur kar fırtınası
Nerede eski dostların
Nerede bir günlük aşkların
Kim bilir nasıl yitti
Sürgünden gelen gemi
Mavi bir düşte dur durak bilmez
Seslenişler yabancı
Uyanmak ister insan bir anda
Doğan gün yankır oysa
Nerede eski dostların
Nerede bir günlük aşkların
Kim bilir nasıl yitti
Sürgünden gelen gemi
Nerede eski dostların
Nerede bir günlük aşkların
Kim bilir nasıl yitti
Sürgünden gelen gemi
Yolda Bir Yerde (1981)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Her yeni kente kaygıyla bakmamak elde değil
Uzaklarda yabancı bir otel odasında
Dalmak düşlere, yolda bir yerde
Dağların sonu gelmeden, durmayı sil aklından
Uzaklarda bir tepe uzanmış çakır keyif
Varsam öğlene, yolda bir yerde
Her yeni yüzden bir gülüş kapmamak elde değil
Rastlaşmak yorgun argın bir otostop noktasında
Akşamı etmek yolda bir yerde
Gece bir ateş etrafında, beslenip şarkılarla
Tanışmak yalnızlığın peşinde sürüklenen
Bir yeni dostla, yolda bir yerde
Yolda bir yerde savrulup atılmışsın,
Aklından gitmiş bütün bildiklerin
Çok uzak değil sanki daha dün gibi
Ama topraktan daha içten değil
Göllerin suyu donmadan rüzgara yenik düşmem
Yağmur çarpar yüzüme, bir kovuk sığınacak
Belki bir kamyon, yolda bir yerde
Söz Etme (24 Mart 2002)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Zamansız bir yolculuk varılmaz o ülkeye
Kapılardan geçilmiş uzun bir beklemede
Yarısı içilmemiş bayat bir kahveyle
Bana sakın aşktan söz etme
Bana sakın aşktan söz etme
Bir tütsü kokusu, sabahın ayazında
Bana sakın aşktan söz etme
Anonslar çağırır bilinmeyen dillerde
Bir bilet koparılmış valizler bilinmezde
Kasvetli bir koridor zoraki bir gülümseme
Bana sakın aşktan söz etme
Bana sakın aşktan söz etme
Bir tütsü kokusu, sabahın ayazında
Bana sakın aşktan söz etme
Anılar savruluyor,değerken bulutlara
Her an biraz daha geçmişten uzaklara
Koltuğu yatırırken gözlerim kapanmakta
Bana sakın aşktan söz etme
Bana sakın aşktan söz etme
Bir tütsü kokusu, sabahın ayazında
Bana sakın aşktan söz etme
İnmek dört yolun ağzında, erkenden gün doğmadan
Islanmış sırılsıklam, bir ıslık öttürürken
Beklemek yine yolda bir yerde.
Kalem Kırar (1989)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Düzenleme: İsmail Safa Yalbaz
Hiç yabancı kalmadılar kediler bugün gibi sokağa
Hiç yabancı kalmamıştı insanoğlu bugün kadar uzaya
Bir sfenks yolu keser,
Köprüde tuzak kurar
Ve muamma kalem kırar kime
Bir soluk alınıp da verilmeyen senin düşün bugün
Son durakta inmeyi unuttuğum bir tren gibi dünüm
Düşlerim kış buz keser.
Düşlerim dünden uzar
Ve düşlerim kalem kırar kime
Yıldızdan bir ırmağa kapılıp da varır gibi yanıma
Aydan gelmiş olmalısın, hiç çıkmadın çok uzun yolculuklara
Uzun yollar mekik dokur
Uzun yıllar kanın kurur
Geçen günler kalem kırar kime
Sessiz Oyun (1987)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Yine aynı salaş masalar, yine o yılmış adam
Bu oyun belki bir gün biter demiştik
Gözlerin şaşırtan, sözlerin yanıltan
Şarkılarda ses bulup hüzün veren o akşamlar
Sen çılgınca isterken
Ben çılgınca isterken
İki iyi dostu oynadık seninle
Her akşam beklemek ararsın diye öyle
Koşturmak her zil sesine kesilmiş nefesimle
Derinlere süzülürken dalıp dalıp gitmem
Unutulmuş bir düşe yeniden dönüşümden
Sen çılgınca isterken
Ben çılgınca isterken
İki iyi dostu oynadık seninle
Bir ışıltıdır kıvranan bedeninde
Bir çağıltıdır titreşen o sesinde
Oysa sen ve ben gecikmiş bir mevsimi
Özledik, bekledik hep boş yere
Dokunmak sonra bir daha uçuşan saçlarına
Kapının eşiğinde yorgun gün biterken
Fısıldamak kulağına bir daha ne zaman
Ve bu ilkyaz öncesi sığınmak sessizliğe
Sen çılgınca isterken
Ben çılgınca isterken
İki iyi dostu oynadık birlikte
Senin Kedin Olmak (14 Şubat 2004)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Senin kedin olmak kolay desem yalan
Gözden uzak kalmak çok zor bir an
Tırmandığım her ağaçta
Ve attığım her küçük adımda
Sen varsın hep yanı başımda
Ve aklımda
Senin kedin olmak kolay desem yalan
Yine de gözlerim hep parlıyor inan
Kıvrılmışım ayak ucunda
Uyuyorum rahat rahat yatağında
Sen varsın hep düşlerimde
Ve kalbimde
Hep burnumun dikine gitsem bile
Uyumluydum işime geldiğinde
Ömür boyu tek sevdiğim sendin
Ama sanma ki sahibimdin
Senin kedin olmak kolay desem yalan
Aslında hiç yüksünmedim ben bundan
Sen ağlarken yanındaydım
Göz yaşların hala yanağımda
Ben varım ya kucağında
Sakın unutma
Taş Kalmadan –akustik (5 Mayıs 2001)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Nefretin adını asla anmadan
Sevgiden aşktan canın yanmadan
Dostlar yolda bir bir yitmeden
Göz göre göre yapa yalnız kalmadan
Bıkma sakın aramaktan
Bıkma sakın aramaktan
Altına bakılmadık taş kalmadan
Geçmişi yırtıp ateşte yakmadan
Eski günleri hiç unutmadan
Hiç kimseyi defterden silmeden
Yalnızlığına teslim olmadan
Bıkma sakın aramaktan
Bıkma sakın aramaktan
Altına bakılmadık taş kalmadan
Rüzgar esip uzağa savrulmadan
Yüzdüğün duru sular bulanmadan
Son tren istasyondan gitmeden
Şarkına yeni bir kafiye bulmadan
Bıkma sakın aramaktan
Bıkma sakın aramaktan
Altına bakılmadık taş kalmadan
Bıkma sakın aramaktan
Bıkma sakın aramaktan
Altına bakılmadık taş kalmadan
Hiç Kimseyi –akustik (22 Şubat 2002)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Durunca birden geçmişe döndüm
Yirmi yıl önce yüzünü gördüm
Yıllar var adını bile unutmuştum
Yankılandı belleğimde
Canlanıverdi gözlerimde
Sence henüz birer küçük çocuk muyduk
Ve ben hiç kimseyi sevmedim senin gibi
Ve ben hiç kimseyi sevmedim senin gibi
Kar altında okul yolunda
Dinlerim elbet can kulağıyla
Ah bu kadar kolay yorulmasaydık
Sözün bittiği yerdeydik
Söze yeniden başlayamadık
Şu bankta biraz daha otursaydık
Ve ben hiç kimseyi sevmedim senin gibi
Ve ben hiç kimseyi sevmedim senin gibi
Senin sevdiğin gibi
O günlerde
“Aklın nerede?”
Diye sormadın
Şimdi herkes kendi yolunda
Geçti yıllar acımasızca
Şu ışıkta biraz daha takılsaydık
Hareket ettim en sonunda
Yaşamın bu dört yol ağzında
Bir daha asla rastlaşmadık
Ve ben hiç kimseyi sevmedim senin gibi
Ve ben hiç kimseyi sevmedim senin gibi
Üç Dünya (1981)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Bir gün sen ve daldaki o son yaprak
Son rüzgar için yanan son bir ağıtsınız
Gün batımlarında öyle küskün
Bir gün buradan çok uzak bir yerde
Gözlerin dalıp gider çok tanış bir yüze
O eski şarkı dilinde
Bakarsın yine o sisli yamaçtan
Eskisi gibi üzgün ve küskün
Bir gün belki bir ıssız gezegende
Yalnızsın ama özgür bir insansın
Rüzgarın sesini dinleyen
Dünya Henüz Dünyayken (Temmuz 1999)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Donmadan okyanuslar, kavrulmadan ormanlar
Çatlamadan topraklar, zehirlenmeden sular
Bir gün daha görsem yüzünü
Dünya henüz dünyayken
Dünya henüz dünyayken
Karşılaşmıştık metroda, üç kat yerin altında
Korku, telaş ve kargaşa, kaçışların en başında
Son kez bana sarıl biraz
Dünya henüz dünyayken
Dünya henüz dünyayken
Bir bir doldu tüm gemiler, ateşlenmişti motorlar
Balık istifi insanlar, ama tükenmemiş umutlar
Sıram gelsin, ben beklerim
Dünya henüz dünyayken
Dünya henüz dünyayken
Aradan birkaç yıl geçti
Kaynaklar hızla tükendi
Burada kalan kaç kişi
Başlamıştı taş devri
Kim bilir şimdi neredesin, ışık yılları uzakta
Belki bir çelik mağarada, belki bir çölde çadırda
Kıymetini bildik mi, söyle
Dünya henüz dünyayken
Dünya diye bir yer varken
Senden Çok Uzakta (1987)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Bazen bir ses duyarım
Derinden gelen
Çağıran beni yanına
Hemen koşar giderim
Peşinden bir çırpıda
Olan olmuş nasılsa
Senden çok uzakta
Bilmezdim sevmeyi
Öğrendim bak bu yaştan sonra
Senden çok uzakta
Bilmezdim sevmeyi
Öğrendim bak bu yaştan sonra
Senden çok uzakta
Bilmezdim sevmeyi
Öğrendim bak bu yaştan sonra
Dalların arasında
Sönmeyen meşaleler
Ateş böcekleri
Düşlerine girdiği günden beri
Gündüzler boyu yaza
Can veren kelebekler
Duyulmayan çığlıklarla
Dünden daha uzaklara sürgün
Senden çok uzakta
Bilmezdim sevmeyi
Öğrendim bak bu yaştan sonra
Senden çok uzakta
Bilmezdim sevmeyi
Öğrendim bak bu yaştan sonra
Her şeyim senin şimdi
Dinlersen biraz beni
İstemem süzülmeni
Sinsi bir kış günü üstünde
Çağlayanların dibi
Irmağın tuzağıdır
Sığınsam ellerine
Soluksuz kaldığım o sularda
Senden çok uzakta
Bilmezdim sevmeyi
Öğrendim bak bu yaştan sonra
Senden çok uzakta
Bilmezdim sevmeyi
Öğrendim bak bu yaştan sonra
Kimsin Sen (1990)
Söz ve müzik: Gökalp Baykal
Sinsi bir yağmur gibi fısıldayan sesin uzaklardan
Sanki kör bir atlı koşup duran dört nala
Bu kentte, sokaklarda, başıboş, umarsızca
Sen hiç gördün mü, onun yüzünü
Hiç yolun düştü mü o ıssız kente
Sen hiç gördün mü, onun yüzünü
Hiç yolun düştü mü o ıssız kente
O çılgın adam oturmuş piyanonun başında
Elleri uçar gider yeryüzünden uzaya
Uzağa, o buz kesmiş aydan da öteye
Sen hiç gördün mü, onun yüzünü
Hiç yolun düştü mü o ıssız kente
Sen hiç gördün mü, onun yüzünü
Hiç yolun düştü mü o ıssız kente
Oyun muydu yoksa bir serüven taslağı mı
Devirmiş tüm setleri, yakıp yıkmış kaleleri
Sanırsın yarıp geçer en çetin çevirmeyi
Sen hiç gördün mü gündüz düşleri
Uykusuz kaldın mı beyaz gecelerde
Sen hiç gördün mü gündüz düşleri
Uykusuz kaldın mı beyaz gecelerde